2013 YILININ SPOR GÖRÜNTÜSÜ!..
Burada tartışılması ve sonuca ulaşılması gereken şeyler sporumuzun nasıl ve ne şekilde yönetildiğinin analiz edilmesidir. Uzun süreden bu yana beklenen operasyon yapılıp spor işleri bir bakanlığa bağlanınca her şeyin daha iyi olacağı sanıldı. Ama ardından çıkan tablo yeni bir çatışma kültürünün doğmasına yol açtı. Bir genel müdürlük ile yönetilmeye çalışılan spor o zaman doğrudan Başbakanlığa bağlı bir kurum idi. Memurlarının yürüyüşü bile başka idi. Şimdi, Bakanlığa düşmüş (!) olan bu yapının elemanlarından yeni olanların durumu mutlu, eskilerin durumu ise umutsuz.
Aslına bakılırsa genel müdürlük sayısı dörde çıkarılmış bulunan spor teşkilatı daha optimal çalışabilir görünümündeydi. İşe biraz siyaset biraz da nüfuz girince fonksiyonların yönü şaştı. Spor Eğitimine getirilmiş bir kardeşimiz aynı hızla geriye gönderildi. Antrenörlük ve antrenör eğitimi için yapılan bir çalıştay ve sonuçları güme gitti. Teşkilatla Üniversiteler arasında o eski ve mutlu bir uyumun gölgesi bile kalmadı.
Kentlerdeki spor örgütlenmelerinde spor il müdürlükleri ile yerel yönetimlerin çatışmaları izlendi, izleniyor. Yerel yönetimler içinde spor işlerinde yöneticilerin sevdikleri sporda faaliyetin yapılması ve diğerlerinin yok edilmesi üzerine savaşlar veriliyor. Belediyelerin spor kulüpleri ilgili sporlardaki federasyon başkanlıkları seçimlerinde doğrudan baskıcı rol oynuyor. Seçim yönetmelikleri var olan başkanın sürekli seçilebilmesi üzerine hazırlanmış.
Tüm bunlardan sonra 2013 yılındaki kayıplarımızın önemli nedenleri umarım kavrayabilmişizdir. Babasının baskısı ile sözleşmeli olan futbolcular, yüksek iletişim becerisi olduğu söylenen teknik adamların iletişim kazaları, ortalığın karışmasından medet uman ve yeni kadrolar yaratmak isteyen anlayışların ortada cirit atmaları, kendilerini seçtiği federasyona kafa tutan kulüpler, eğitimi ters yüz ederken okul sporlarını kaybedişimiz, 19 mayıs ve 23 nisanların buharlaşması, okul maçları için çalışan lig heyetlerinin tarihin sayfalarında yer alışı…
Kendi gençlerimize olan inançsızlığımız, antrenör ve spor eğiticisi yetiştirmede karşılaştığımız sorunlar, anne baba adaylarının spor yapmadan geçirilen yıllar sonrası çocuklarına da spor yaptıramayışları derken bu yılı geride bırakıyoruz.
Dileğim gelecek yılın sonbaharında farklı bir yazıyı kaleme alabilmek…