Yıllar önceydi…
Siyasal Bilgiler’de okuyor, Tercüman’da çalışıyordum…
Gencecik bir gazeteciydim. Daha doğrusu tıfıl bir gazeteci…
Sağ- sol çatışmaları doruk noktada…
Her gün sokak kavgaları, yaralanmalar, ölümler…
Gündüz SBF’de solun göbeğinde, gece Tercüman’da sağın göbeğindeydim.
“Bu nasıl Olur?” diyeceksiz?
Olur…
Ekmeğinizi kazanmak için başka seçeneğiniz olmayınca, bal gibi olur…
Neyse konumuz bu değil.
Spor Müdürümüz o dönemde bana biraz da kinayeli biçimde, “Git bir SBF’li olarak Metin Kurt’la röportaj yap. Sen onun dilinden anlarsın… Derdi neymiş bunun öğren bakalım” dedi.
Bu isteğin sebebi şuydu; Metin Kurt, sürekli futbolcuların haklarının yendiğinden, sendikalaşmaları gerektiğinden, sömürüldüklerinden dem vuruyordu o günlerde. “Biz köle değiliz… İşçiyiz. Hakkımızı tam olarak almalıyız” diyordu.
Tabii, dönemin modası onu da vurmuştu; Metin Kurt’a “Komünist” diyorlardı.
Hakkını savunmanın, sendika istemenin, özlük haklarını aramanın karşılığı, “Komünist” damgası yemek oluyordu o zamanlar…

Bir- iki saat konuştuk. Sakin ama kararlıydı…
Her cümlesi, “İnsan sevgisi” kokuyordu…
Metin, “Kurt” değil, “Kuzu” gibi biriydi.
Sevecen, mütevazı ama kararlı ve inançlı bir insandı…
Kurt’la röportajım, bu görüşleri içeren bir yazı olarak arşivdeki yerini aldı.

Aslında Metin Kurt’un futbolculuğu, en az “İnsan hakları savunuculuğu” kadar güçlüydü…
İlk profesyonel transferini İzmir 'e Altay'a giderek yaptı. Sonra Ankara ekiplerinden PTT'ye geçti. PTT'de Tamer Güney yönetiminde yıldızı parladı.Galatasaray'a önce kiralık daha sonra bonservisiyle gitti. Brian Birch yönetiminde şampiyonluklar yaşayan Galatasaray’ın değişmezleri arasında oldu. Bu dönemde Milli Takımda da yer buldu. 
Onu tüm Türkiye tanıdı.
Tüm Türkiye anladı mı peki?
Bırakın Türkiye’yi en yakınları bile anlamadılar.
Ya da “Anlamamazlıktan” geldiler.
Ürktüler…
Çekindiler…
Korktular…
Fikirlerini belki benimsediler ama paylaşmadılar, paylaşamadılar…
Nitekim, cesareti, inadı, fikirlerindeki ısrarı yüzünden G. Saray’dan bir anlamda “Aforoz” edildi. Takımdan uzaklaştırıldıktan sonra gittiği Kayserispor'da da futbolu bıraktı…
12 Eylül darbesinin ardından kesintiye uğrayan spordaki örgütlenmeyi yeniden canlandırmak isteyen Metin Kurt, 2010 yılında Türkiye Devrimci Spor Emekçileri Sendikası'nı (Spor Emek-Sen) kurdu. "Hiçbir şut emekçi kalesine girmeyecek. Önce, sporda ter dökenler kazanacak" sloganıyla yola çıkan Kurt, futbolcu haklarının yasal olarak korunması için birçok çalışma yaptı. 
İdeallerinden hiçbir zaman vazgeçmedi…
Kurt’un nefesi yaşamasına yetmedi; o öldü…
Artık yok!
Ama inanıyorum ki, düşünceleri hep yaşayacak!