OYUNLAR SAHA İÇİNDE OYNANIR!
Seyircisi çok takımlarımızın formalarını ezbere bilirdik; şimdi şaşkınız. Fenerbahçe’ye bakıyoruz, bembeyaz bir formayla… Ne sarısı belli Kanarya’nın ne de laciverti… Galatasaray dersen, o da siyahlara bürünmüş… Yaslı sanki! Ne sarısı belli, ne de kırmızısı… Ya Beşiktaş? Seyircisinin yıllardır sembolü olan Karakartal, kırmızıya batmış… Siyah ile beyazı arada bulasın. Para renk- menk dinler mi? Dinlemez… Kim ne kılıf uydurmak isterse uydursun, çoğu seyircimiz rahatsız bu durumdan. Tuttuğu takımı TV’de tanıyıncaya dek zaman geçiyor…
Yukarıdaki tabloya doping simsarlarını da eklemek gerekir. Atletizm, halter, güreş, basketbol derken, seyircinin idolü futbol da bulaştırıldı bu işe. Çok ciddi önlemler alınmazsa, bu seyirlik oyun da kaosa sürüklenir. Son haftalarda maçlar sanki statlarda değil de dışarıda oynanıyormuş gibi… Para cezaları, saha kapatmalar, seyircisiz oynatmalar, maç tekrarlatmaları… Günden güne tadı kaçıyor bu işin. Üstüne üstlük hakem kararları da, futbolun bir türlü rayına konulamayan eski bir yarası…
Sonra bu ceza sistemini de anlayamıyoruz. Bir yer ceza veriyor, bir başka yer değiştiriyor. Benzer olaylar farklı biçimlerde yorumlanıyor; karmakarışık bir durum çıkıyor ortaya. Kime sesleneceğimizi bilemiyoruz. Bırakın şu oyunlar sahalarda oynansın, sahalarda sonuçlansın. Neyin adaletini sağlayacaksınız bu hariçten gazellerle…
Bütün bu yavanlıklar içinde, İzmir’de siyasi adamlarımız alkışlanacak bir resim verdiler. Beş önemli partimizin İzmir Belediye seçimi adayları, birbirlerinin ellerini havaya kaldırarak halkı selamladılar. Birbirlerine şans dilediler. Kutlarım onları… Gönül ister ki, bu uygar yaklaşım sahalarımızda da sergilenir. Çocukların ellerini tutup sahaya çıkan oyuncular, çoğu kez kavgalı küfürlü birbirine girerek, onlara unutamayacakları kötü anılar bırakıyorlar. Ya çocukların ellerini tutarak çıkmayın sahalara, ya da o küçük yavrulara kötü örnek olmadan, sporculuğa yakışır biçimde bitiriniz oyununuzu.!..
Sporun doğasında güç kapışması olsa da, yarış sonunda uygarca kucaklaşmayı öğrenmemiz gerekir. Kulüp Başkanları söz düellosu içindeler… Tansiyon yükselince, bu oyunculara da bulaşıyor. Göz göre göre birbirine girmeler, sakatlamalar, kasten birbirinin ayaklarına, üstlerine basmalar, tekme, tokat atmalar… Anormallikler gitgide artıyor. Spor, spor olmaktan çıkıyor. Sanırım futbolun rayına oturmasında, yönetimlere de ciddi sorumluluklar düşüyor.