KİM BU 4 EŞLİ GAZETECİ?..

Yıllar önce üç gazeteci Katar’a gittik. Erol Yaşar Türkalp, Rıdvan Yelekçi ve ben... Gidiş nedenimiz; Ordu Milli Futbol takımımızın Dünya Futbol Şampiyonası’na katılması... Uzun bir uçak yolculuğuydu... Önce Mısır’ın başkenti Kahire’ye sonra Katar’ın başkenti Doha’ya ulaştık. Millilerimizi bir otele, biz üç gazeteciyi de denizin kenarındaki Golf Otel’e yerleştirdiler. Bizi karşılayan Mısırlı mihmandarımız Muhammed Said, “Sabah kahvaltıda görüşürüz” diyerek, ayrıldı yanımızdan. Biz de, odalarımıza çıkıp uyuduk.


* * *

Sabah kalktığımızda ilk işimiz, gazetelerimize nasıl haber geçeceğimizi araştırmak oldu. O dönemde cep telefonu falan yok! Dahası Türkiye ile otomatik bağlantı da kurulamıyor. Mihmandarımız, “Telaş etmeyin, her gazeteciye birer telefon tahsis edildi” dedi ve bizi basın merkezine götürdü. Gerçekten odada onlarca telefon vardı ve Katar’a gelen 50’ye yakın gazeteci bağıra çağıra ülkeleriyle konuşuyordu. Türkiye ile otomatik bağlantı yok ya; hemen santraldeki ilgiliden gazetelerimizi bağlamasını rica ettik ve ilk görüşmelerimizi yaptık. Bize aynı düzenin stadyumda da olduğunu söylediklerinde, iyice rahatladık...


* * *

Doha’da felaket bir sıcak vardı. Gölgede 45-50 derece... Ve bizler burada 23 gün kalacaktık! Neyse ki; otelin içi cennet gibiydi. Ancak, antrenman ve maçları izleyeceğimizden bu sıcağa katlanmamız gerekiyordu. Ve sonunda müsabakalar başladı... Kaptanımız kaleci Şenol Güneş’in penaltı kurtardığı ilk maçımızda ev sahibi Katar’la 0-0 berabere kaldık. Yazılarımızı stadyumdaki basın odasından rahatlıkla yazdırdık. Gönül rahatlığıyla otelimize döndük…


* * *

Ertesi saban maçla ilgili detay vermemiz gerekti. Otelin basın merkezine gittik. Manzara korkunçtu! Arap gazeteciler, ellerinde ikişer üçer telefonla birileriyle konuşuyorlardı. Bu arada gördük ki, bize tahsis edilen telefonlar da Arap meslektaşlarımızca zapt edilmişti! Bir süre bekledik; ama konuşmaların biteceği yoktu! Arap yalellisi gibi uzadıkça uzuyordu. Tam sinirlenmeye başlamıştık ki; Mihmandarımız Muhammed Said imdadımıza yetişti. Muhammed; sonradan adının El Sabah Bin Tallal olduğunu öğrendiğimiz Kuveytli gazeteciye sordu; “Üç telefonla birden ne yapıyorsun? Türk gazetecilerin telefonlarını niye kullanıyorsun? Senin telefonun da var…”
El Sabah çok sinirli olduğumuzu görünce başladı anlatmaya; “Benim 4 karım var. Hepsiyle, aynı anda konuşmak zorundayım. Birini önce arasam, ötekiler kızıyor. Şimdi üçünün gönlünü aldım ama dördüncüye durumu nasıl izah edeceğim, bilemiyorum! Beni anlayışla karşılayın lütfen…”
Durum anlaşılmıştı...
Üç arkadaş birbirimize baktık ve halimize şükrederek yüzümüzde gülücüklerle salondan ayrıldık.