Bizde bir adet vardır…
Başarıya sevinip, bunun keyfini çıkaracağımıza, “Öküzün altında buzağı” aramayı yeğleriz…
Ortalığı karıştırırız…
Birilerinin ekmeğine yağ süreriz…
Oturduğumuz yerden ahkam keser, senaryolar yazarız…
Özetlersek; bir çuval inciri b.. etmek için elimizden gelen her türlü çabayı gösteririz…

Bunları niye mi yazdım?
Ankara’da 3 gündür bir söylentidir gidiyor.
Neymiş efendim; Aslı’nın olimpiyat şampiyonu olmasını Yücel Kop’la eski atlet Süreyya Ayhan Kop sağlamış…
Olsun!
Kim sağlamışsa sağlamış; başarının tadını çıkarsanıza!
Diyelim ki söylentiler doğru…
Bunun bir sakıncası var mı?
Yok elbette…
Kop’ların katkısı bu kadar büyükse, bunun kamuoyunca da bilinmesi doğru olur…

Ama…
Eğer, söylenenler bir dedikodu ürünüyse; işte o zaman durum değişir…
En basiti ahlak dışıdır…
Bu durumda Aslı’nın antrenörü ve aynı zamanda eşi olan İhsan Alptekin’e “büyük haksızlık” yapılmış olur. Federasyonun çabaları hiçe gider…
Burada spor teşkilatına önemli bir görev düşüyor; genel müdür işin doğrusu derhal açıklanmalıdır…
Durumdan “vazife çıkaranlar” varsa, bir an önce ifşa edilmelidir.
Çünkü, para çalmak neyse, emek hırsızlığı da aynıdır…