YAZARIMIZ YUSUF YALKIN SEÇİMLERİ İRDELEDİ!
com yazarı, gazeteci Yusuf Yalkın, federasyon başkanlıkları seçimlerinde son zamanlarda sık sık gündeme getirilen suçlamaları ve ileri sürülen iddiaları mercek altına aldı. Yalkın yazısında Gençlik ve Spor Bakaın Suat Kılıç\'ın talimatı ile bir komisyonun kurulduğunu ve incelemelere başladığını da dile getirdi. Yalkın ayrıca, \"Bu kaosun kökten bitirilmesi için seçim değil, atama daha doğru olur. Aksi halde bu suçlamalar bitmez\" diyerek bir de çok ciddi öneride bulundu...
Yusuf YALKIN
Şikayetler o kadar çoğaldı ki; SGM’nin (Spor Genel Müdürlüğü) yapması gereken müdahaleyi sonunda Bakan Suat Kılıç yaptı…
İyi ki de yaptı!
Kim bilir, belki bu müdahale ile sporumuz federasyon başkanları seçimleri üzerine yapışacak “Kara lekeden” kurtulacak!
Yalnız utulmasın ki, alelacele kurulan bu komisyon, görevini tam anlamıyla yapmazsa, seçimler üzerindeki “Şaibe” kalkmaz!
Nedir bu ortalığın toz duman olmasına sebep olan hadiseler?
Başta Gençlik ve Spor Bakanlığı, SGM ve basına yapılan şikayetlerde, mevcut federasyonların bir kısmında, aday olacaklara karşı yapıldığı iddia edilen engellemeler…
Görevdeki başkanların, federasyonun tüm olanaklarını “Seçimlerde” kullanabilmeleri…
Adayların “Mağdur duruma” düşmeleri ve benzeri suçlamalar…
Konuyu açalım.
Diyelim ki, “Ben falanca federasyona başkan adayı” olacağım. Her türlü evrakım tamam, şartlara uygunum, paramı da yatırıyorum. Görüşmeler yapıp, delegelerin yüzde 15’inin “Beni teklif etmelerini” de sağlıyorum. Artık, tam “Aday oldum” diyeceğim, bir ne göreyim; saf dışı bırakılmışım…
Nasıl mı?
Beni aday gösteren delegelere; baskı, tehdit, vaat, rica, araya “Ağır ağabeyler”in sokulması ya da başka yöntemlerle (!) “Mükerrer oy” kullanmalarını sağlayarak…
Statüye göre, bir genel kurul delegesi sadece bir ismi “Teklif” edebiliyor. Baskı gören insanlar, ikinci birine destek vermek zorunda bırakılınca, bu teklif her iki aday için de “Geçersiz” sayılıyor. Yani güme gidiyor. Böylece bir çok kişinin aday olması engellenebiliyor.
Tabii bunlar birer iddia… Ama öyle ayyuka çıktı, Ankara Spor kulislerinde öyle konuşulur oldu ki, sonunda Bakan Kılıç devreye girmek zorunda kaldı!
Bakan, tüm federasyonlara birer yazı gönderterek, ellerindeki seçimle ilgili tüm evrakları ve belgeleri göndermelerini, bu evrakların Genel Md. Yrd. Tamer Taşpınar başkanlığında kurulan komisyon tarafından “Çok titiz bir biçimde” incelemesi talimatını verdi.
Bakalım komisyon görevini “Layıkıyla” yapacak mı?
Sonuna kadar takipteyiz!..
* * *
Görüldü ki, mevcut seçim sistemi işlemiyor. Yönetmelik “Yamalı bohça” gibi. İki de bir değiştiriyorlar ama, acele davranıldığı için hatalat yineleniyor. Hem hukukçular, hem de idareciler daha dikkatli olmak zorundalar. Bir dolu “Anti demokratik” madde var, bir dolu olması gereken madde ise yok!
Dünyanın neresinde bir seçimde tüm inisiyatif iktidara (Görevdeki mevcut federasyona) verilir?
Tüm evraklar nasıl onlara teslim edilir, tüm yazışmalar nasıl onlara yaptırılır? Seçim propagandasının federasyon bürolarından yürütmelerine nasıl izin verilir? Telefonlar, fakslar, emailler… Her şey mevcut federasyonların emrinde!
Neymiş efendim; seçimmiş!
Sevsinler!
Böyle seçim mi olur?
Demokrasilerin temel direği sayılan seçimler, eğer “Adil” olarak yapılmaz, katılımcılara “Eşit olanaklar” sağlanmazsa, çok “Tehlikeli ve baskıcı bir hal” alırlar.
Ve haklı olarak “Eleştiriler” de bitmez…
* * *
Düzeltilmesi gereken hususlar o kadar fazla ki…
Başkanlar ve yönetimler, seçim tarihinden 45 gün önce mutlaka istifa etmeli, federasyonların idaresi 3 kişilik kayyum heyetine bırakılmalı…
Yoğun biçimde eleştirilen şeylerden biri de Genel sekreterlerin mevcut başkanların seçilmesi için çaba gösterdikleri iddiası… Bu nedenle, genel müdürlükte seçim komisyonu kurulmalı ve tüm işler buradan yürütülmeli. Mevcut başkan ve yönetim kurulu ve federasyon sekreteryası kesinlikle seçime “Müdahil” olmamalı, “Tarafsızlık” mutlaka sağlanmalı…
Genel müdürlüğün oy sayısının, bu kadar yüksek olması yanlış!
Tarafsız olması gerekli basın, genel kurula dahil edilmemeli…
Oy kullanacak antrenörler, Milli sporcular ve uluslararası hakemlerin tespitinde çok titiz davranılmalı ve bu isimlerin seçilmeleri kesinlikle “Şeffaf bir ortamda” gerçekleştirilmeli. Çünkü, seçimlerde en çok eleştirilen hususlardan biri de bu. Oy kullanma hakkı verilen bir çok, antrenör, hakem ve Milli sporcunun, “Yönetmeliğe uygu düşmeyen kişilerden” oluştuğu yolunda çeşitli ciddi iddia ve şikayetler var. Hatta, yapılan bir çok federasyon seçiminde, “Oy kullanma kriterine uymayan” bir çok kişinin delege olmasına “Göz yumulduğu” iddia ediliyor.
Taşpınar başkanlığındaki komisyonun, bu ve benzer hususları çok dikkatli incelemesi gerekecek. Anlaşılıyor ki, “Yapılan ve yapılacak seçimlerin delege listeleri” mutlaka mercek altına alınmalı, tek tek incelenmeli…
Aslında, “Türk Sporu” yıllardır seçimin ızdırabını çekiyor. Seçimler, her spor dalında “Düşman kardeşler” yaratmaktadır. Korkunç çekişmeler, yıllarca süren kavgalara sebep olmaktadır. Ve bunda en büyük zararı, spor dalları görüyor.
Bu nedenle en sağlıklı çözüm, başkanları “Seçimle” değil, “Atamayla” iş başına getirmek olacaktır. Yasadaki, “Ufak bir değişiklikle” bu sağlanabilir.
Yoksa, bu kavga ve suçlamalar “Asla” bitmeyecektir…