Ne güzel bir tanımlama…
Ah… Atam ah…
Peki, ya seyircinin?
Onun da, “Sportmen” olması, sporu, sporcuyu sevmesi; rakibine, rakip seyirciye saygı duyması gerekmez mi?
Sadece Ankara’da değil, hemen her yerde çıkan olaylarda inanılmaz artış var…
Spor olgusunun içinde olmaması gereken ne varsa; hepsi yapılıyor…
Sporun felsefesi “Toz olmuş”, yerini “Bir acayip kargaşa” almış!
İnsanlar içlerinde birikmiş “Negatif enerjilerini” spor alanlarında kusuyorlar!
Bakalım, daha hangi “Sürpriz olaylar”, kavgalar üzecek şaşırtacak bizi?
Futbolda hemen her hafta hadise var. İmdada “Devre arası” yetişti. Yoksa iş iyice rayından çıkıyordu!
Nedir bu bitmek bilmeyen kapışma?
Kimi zaman hakemler suçlanıyor; kimi zaman futbolcular…
Kimi zaman da antrenörler… Yöneticiler… Seyirciler…
Suçlamak, ardından da “Saldırmak için” insanlar adeta tetikteler!
Bahane arıyorlar!
Sadece statlarda mı?
Hayır…
Anarşi, salonlarda da kol gezmeye başladı artık…
Basketbol, voleybol, hentbol!..
En ufak bir sataşma, kıvılcımın alevlenmesine yetiyor artıyor bile!
Tekerlekli Sandalye Basketbol müsabakasındaki olaylarda yaşananları gördükten sonra insanın umudu iyice azalıyor.
Farkında mısınız bilmem, seyirci sayısında önemli düşmeler var…
Haksız da değiller, gitmemekte…
Öyle ya da böyle…
Türk sporu, olaylar yüzünden gün be gün “Kan” kaybediyor.
Yıllardır tartışılan, yasalar çıkarılmasına rağmen hala çözülemeyen bir sorun oldu; spordaki anarşi!
Gerçek bu…