Kulüp yöneticileri sanki zoraki bir araya gelmişler gibi hep birbirlerine ters davranışlar içindeler. Sessiz sedasız ayrılanlar yanında ağır konuşmalarla ortalığı arenaya çevirenler var.Hep kavga içinde olmaları, birlik düzen sağlayamamaları, teknik heyete ve giderek futbolculara da bulaşıyor ve de seyircilere de…Özetle kavga sürüyor.
Yönetim ile teknik patronlar hep bıçak sırtındalar. Ha kovuldu ha kovulacak endişesi içinde, teknik adamlar rahat çalışamazlar. Demokles’in kılıcı hep havada… Sonra öyle yavan konuşmalar yapılıyor ki;.onur kırıcı durumlar oluyor…Üzülüyor insan...
Ya takımlarına uzun yıllar hizmet etmiş, kaptanlık yapmış oyuncuların trajedileri…
Bunlar yakışık almıyor. Alkışlanarak bir yere gelmiş bu futbolcuların ayrılmaları ya da . daha insani ve kadirşinas duygular içinde yapılmalı. Kavgasız küfürsüz…
Bir de forma kavgası var. Üç büyükler: Sarı-Lacivert / Siyah – Beyaz / Sarı – Kırmızı… Formaların üstüne ne yazarsanız yazınız ama, renklerle uğraşmayınız. Çünkü o renklerin yüzyıla yayılan sloganları, şarkıları,.çoşkuları var. Bizi sahada takımımızı arar hale getirmeyin lütfen. Her şeyi para noktasından görmeye başlarsanız. Futbolumuzun saplandığı kaosu kolay kolay aşamazsınız.
Kulüpler, Futbol Federasyonu ile kavgalılar… Böyle bir tablo affedilir cinsten değil.
Hakem kavgaları, ceza kavgaları, seyirci kavgaları…Kişisel olarak saha kapatmalarının karşısındayım.Hele seyircisiz oynatmaların… Futbol denen oyun
Milyonlarca insanımızın yaşamında, belirgin bir yeri olan futbol, bu denli başıboş bırakılamaz. Pisi pisine ölen gençlerimizi hatırdan çıkarmayalım. Basın daha eğitici bir biçimde yaklaşmalıdır bu meseleye...
Eğitim denince bunun içinde futbolcusundan seyircisine, yöneticiden malzemecisine dek pek çok ilgilinin düşünülmesi şarttır.