Dün geceki karşılaşmada, ne Macarlar o eski takım gibiydi, ne de bizimkiler … Ve de hiçbir seyirci finallere kalırız hayali, düşü içinde değildi stattan ayrılırken... Şerefli bir sonuç mu, şerefli bir son mu diyelim?
Son zamanlarda Böyyüüük takımlarımız, belki de hiçbir dönemde görmediğimiz kadar çok gol görüyorlar kalelerinde. Niye büyük olmuştu o takımlarımız? Çünkü seyirci o maçlara, “Acaba kaç atarlar bizimkiler” diye giderdi. “Kaç tane yerler” diye değil… Milli takımımızın savunmadaki güvensizliği asıl oradan başlıyor; kulüplerden yani… Takımlar taçdan gol yiyebilir; ama milli takım yerse, onun affı yoktur. Hem bizim savunma oyuncuları, “Güm, güm uzun vuruşlarla top çıkarmayı” ne vakit öğrenecekler Allahaşkına? En kaliteli ekiplerin futbolcuları bile bunu gerektiğinde “Rahatlıkla” yapıyorlar; hedefteki sonuca ulaşmak için…
Bir iki noktaya daha değinmek istiyorum. Bizim takımlar savunma yapmayı bilmiyorlar; bu bir… Milli takım oyuncuları, bedenleri kadar düşünsel olarak da kendilerini maçlara hazırlamak zorundadırlar; bu durum bizimkilerde görünmüyor... Bu iki… Oyuncularımız çok fazla ofsaytta kalıyorlar; bu da üç... Bir de düşüyorlar mı, kendilerini mi yere atıyorlar?.. Bunu da İzleyicilere bırakıyorum.
Efendim, elenirsek dünyanın sonu mu olur? Dünyanın sonu olmaz ama, bir kez de dünyanın başı olsun, ne olur? Bir futbol seyircisi olarak hep figüranlığa mı oynayacağız? Bizim de zevklerimiz, beklentilerimiz var… Seyirci olarak bunlardan daha da çok maddi katkılarımız var futbola. Biz seyircileri çıkarın, bu işle geçinenlerin oyuncakları da ellerinden gider, ekmekleri de… Seyircileri küstürmeyin lütfen…