* * *
Spor Müdürümüz o dönemde bana, biraz da kinayeli biçimde, “Git bir SBF’li olarak Metin Kurt’la röportaj yap. Sen onun dilinden anlarsın! Derdi neymiş bunun, öğren bakalım” dedi.
Röportaj isteğin nedeni şuydu; Metin Kurt, futbolcuların haklarının yendiğinden, sendikalaşmaları gerektiğinden, sömürüldüklerinden sürekli olarak dem vuruyordu o günlerde.
“Biz köle değiliz; işçiyiz. Hakkımızı tam olarak almalıyız” diyordu.
Tabii, dönemin modası onu da vurmuştu; Metin Kurt’a “Komünist” diyorlardı.
Hakkını savunmanın, sendika istemenin, özlük haklarını aramanın karşılığı, “Komünist” damgası yemek oluyordu o zamanlar…
* * *
Röportaja gittim…
Kendisiyle iki saat kadar konuştuk.
Sakin ama kararlıydı…
Her cümlesi, “İnsan sevgisi” kokuyordu…
Metin, “Kurt” değil, “Kuzu” gibi biriydi.
Sevecen, mütevazı ama kararlı ve inançlı bir insandı…
Kurt’la söyleşim, bu görüşleri içeren bir yazı olarak arşivdeki yerini aldı.
Aslında Metin Kurt’un futbolculuğu, en az “İnsan hakları savunuculuğu” kadar güçlüydü…
İlk profesyonel transferini İzmir’e Altay’a giderek yaptı.
Sonra Ankara ekiplerinden PTT'ye geçti. Burada Tamer Güney yönetiminde yıldızı parladı. Galatasaray'a önce kiralık daha sonra bonservisiyle gitti. Brian Birch döneminde şampiyonluklar yaşayan Cimbom’un değişmezleri arasında oldu.
Bu dönemde Milli Takımda da yer buldu Kurt...
Onu tüm Türkiye tanıdı.
Anladı mı peki?
Bırakın Türkiye’yi, en yakınları bile anlamadılar.
Ya da “Anlamamazlıktan” geldiler.
Ürktüler…
Çekindiler…
Korktular…
Fikirlerini belki benimsediler ama paylaşmadılar, paylaşamadılar…
Nitekim cesareti, inadı, fikirlerindeki ısrarı yüzünden G. Saray’dan bir anlamda “Aforoz” edildi.
Takımdan uzaklaştırıldıktan sonra gittiği Kayserispor'da futbolu bıraktı…
Ancak, 12 Eylül darbesinin ardından kesintiye uğrayan spordaki örgütlenmeyi yeniden canlandırmak isteyen Metin Kurt, 2010 yılında Türkiye Devrimci Spor Emekçileri Sendikası'nı (Spor Emek-Sen) kurdu.
"Hiçbir şut emekçi kalesine girmeyecek. Önce, sporda ter dökenler kazanacak" sloganıyla yola çıkan Kurt, futbolcu haklarının yasal olarak korunması için bir çok çalışma yaptı.
İdeallerinden hiçbir zaman vazgeçmedi…
Kurt’un nefesi yaşamasına yetmedi; 5 yıl önce bu ay o öldü…
Artık hiç olmayacak!
Ama inanıyorum ki, düşünceleri hep yaşayacak!