22 Mart 2026 Pazar

DEĞİŞMEYEN O KAFA!..

SPOR MEDYASI 955
Yayınlama: 6 Kasım 2014 Perşembe 19:19

Gazeteci Yusuf Yalkın, spor teşkilatında yıllardır aynı düz mantığın hakim olmasının, Türk Sporu’nu statik halde bıraktığına dikkat çekti. Yalkın yazısında, yönetenlerin neredeyse bir asırdır 3- 5 olimpiyat madalyasının arkasına sığındıklarını belirterek, ‘Oysa bunun yerine, insanımıza, genç nüfusumuza spor yaptıracak politikaları üretmeli ve ayrıca her branşta Milli takımları geniş sporcu kitleleri arasından seçebilecek düzeni kurmalıyız’ dedi...

DEĞİŞMEYEN O KAFA!..
DEĞİŞMEYEN O KAFA!..

Yusuf YALKIN


Ankara’da neredeyse Türkiye Cumhuriyeti kadar eski ve köklü bir kurum var; önceki adıyla Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü…

Ulus’ta Heykel’in hemen yanındaydı…

Bir süre önce yeni bir binaya taşınıldı…

Adı da, Spor Genel Müdürlüğü…

Burasının amacı; “Sporu toplum tabanına yaymak” ve sonrasında uluslar arası spor organizasyonlarında başarılar elde etmeyi sağlamaktır…

29 Haziran 1938’de 3530 sayılı yasa ile kuruldu. 76 yıldır spor yönetiminin önderliğini yapmaktadır. İlk genel müdürü de Cemal Tahir Taner’dir.

Buraya kadar güzel…
              * * *

Başlangıçta büyük heveslerle hamleler yapılır. Federasyonlar oluşturulur, sporcuların yetişmesi için yoğun çabalar gösterilir.

Ama aradan çok uzun yıllar geçmesine karşın, genel müdürlüğün “Öncelikli işlevi olan” Türk gençliğinin büyük bölümüne spor yaptırmak bir türlü mümkün olmamıştır.

Nedenine bakalım…

Ülkemizde spor yapan nüfusun bu kadar düşük olmasının temel sebeplerinden biri, sporu tabana yaymak yerine, büyük- küçük tüm spor organizasyonlarında başarıyı kovalamak ve sadece madalya sayısına yönelik “Yarışmacı politikalar” üretmektir.

Bu durum, genel müdürlüğü ana hedefi olan “Geniş kitlelere spor yaptırmak ve sporcu sayısını artırmaktan” sürekli alı koyuyor…
                * * *

Bir dolu bakan ve genel müdürün göreve gelmesi de, bu gerçeği değiştirmedi.

Çünkü, gelenlerin tamamına yakını, aynı yanlışı yineleyerek, önceliği yarışma sporuna verdiler; böylece “Sporu tabana yayacak” uzun vadeli plân ve özel programları hayata geçirmek yerine “Günü kurtarma” hesapları yaptılar.

Çoğu zaman, anayasanın “Sporun gelişimini içeren 59. maddesinin” özüne uygun olarak “Sporun yaygınlaştırılmasına yönelik” politikalara öncelik verilmedi. Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip Türkiye, maalesef bu avantajını iyi kullanamayarak sporcu sayısında hep en geride kaldı.
                * * *

İl olarak da Ankara, bu olumsuz gelişmeden payını aldı. Başkentte spor yapan insan sayısı, üzüntü duyulacak ölçüde azdır…

Keza İstanbul…

Koskocaman bir ilimiz!

Nüfusu, bir çok Avrupa ülkesine neredeyse eş değer!

Ama lisanslı sporcu sayısı da, spor yapan insan sayısı da arzu edilenin çok altına!

Diğer kentlerimizde de durum farklı değil.

Biz ülkemizdeki insanımıza, yaşlımıza gencimize, kadınımıza erkeğimize maalesef sporu sevdiremedik…

Onlara spor yaptıramıyoruz!

Özetlersek, yönetenlerin “Neredeyse bir asırdır 3- 5 olimpiyat madalyasının arkasına sığınmak” yerine, bu genç nüfusa spor yaptıracak politikaları üretmeleri ve her branşta Milli takımları geniş sporcu kitleleri arasından seçebilecek düzeni kurmaları gerekmektedir…

Yoksa, “Spor teşkilatını Ulus’tan modern binalara taşımak”, sadece “Görsel bir güzellik” yaratmaktan öteye geçmeyecektir.



İlk Yorumu Sen Yaz
code