22 Mart 2026 Pazar

TEKELCİ ZİHNİYET VE KİŞİSEL BECERİLER!

SPOR MEDYASI 974
Yayınlama: 7 Ekim 2016 Cuma 11:23

Spor Yazarı Yusuf Yalkın, son zamanlarda futbolda yaşananları ve A Milli takımımızı değerlendirdi.

TEKELCİ ZİHNİYET VE KİŞİSEL BECERİLER!

Yalkın yazısında, \'Milli takıma en formda isimler çağrılır. En verimli dönemini yaşayan isimler davet edilir. Kendi takımında bile yedek kalan kişilerin Milli takımda ne işi var? Bunun lamı cimi, falanı filanı olmaz. Formdaysan, çağrılmalısın. Gerisi lafı güzaf. Milliler, takım oyunu oynamıyor; oynayamıyor! Tümüyle bazı futbolcularımızın şahsi becerilerine bağımlı hale geldik. Rakip ceza alanında frikik kazanalım da Hakan Çalhanoğlu bizi kurtarsın istiyoruz. Emre Mor çalımlarıyla 2- 3 kişiyi sıraya dizsin de penaltı bulalım diyoruz. Aynı şeyleri Volkan Şen’den bekliyoruz. Volkan Babacan her topu kurtarsın, penaltıları çıkarsın diye düş kuruyoruz. Böyle futbol mu olur\' diyor...

TEKELCİ ZİHNİYET VE KİŞİSEL BECERİLER!

 Yusuf YALKIN

 

A Milli Futbol Takımımız, Hırvatistan’dan sonra Ukrayna maçını da beraberlikle kapadı. Bugün bu sonuçları ve son zamanlarda futbolumuzda yaşanan tatsız hadiseleri  değerlendireceğiz…

 

-A Milli takımın Ukrayna beraberliğine ne diyorsunuz?

-Net ifade edeyim, Milli takıma yazık oluyor! Uzun bir süredir futbol dışındaki bir çok öğenin ön planda olduğu bir yapılanma içinde görüyorum ben Milli takımı… Milli takım denince akla futbol gelmeli, değil mi? Geliyor mu peki; hayır… Öyle çok şey konuşuluyor ki, futbol devede kulak kalıyor! Her ne kadar her seferinde üstü kapatılmaya çalışılsa da,  prim, maaş, para, kavga, karalama, kızgınlık, kırgınlık, suçlama aklınıza ne gelirse var gündemde… Hemen şunu belirteyim; yaşanan kaostan, bu ortamı yaratanlar sorumludur! Milli takım, kimsenin malı değildir, kimsenin tekelinde olamaz, hepimizindir, milletindir. Halk, bu kısır çekişmelerden, söylemlerden, suçlamalardan fazlasıyla şikayetçi! Hatta usandılar, bıktılar. Şimdi soruyorum size; huzur, düzen, disiplin, hakkaniyet olmayan yerden, iyi sonuç çıkar mı? Çıkamaz… Çıkmıyor da zaten. Futbolumuzun sorumlulukların paylaşıldığı, görevlerin netleştiği, iletişimi demokratik anlayış içinde yapabilen, eleştirilere tepki koymak yerine bunlardan ders çıkaran, gerçekçi, adil ve tarafsız yeni bir yapılanmaya acilen gereksinimi var. Artık tekelcilikten arınmalıyız! Milli takım hepimizindir…

 

-Yani Fatih Terim’in Türkiye Futbol Direktörlüğü’ne mi karşı çıkıyorsunuz?

-Ben kişi olarak kimseye karşı değilim. Sistemin yanlışlığından söz ediyorum. Bu kadar yetki fazlalığının ve de sorumluluğun tek bir elde toplanmasının, yani tekelci zihniyetin yarattığı sonuçlar ortada. Eleştiri olmayan, sorunların açık ve net olarak tartışılıp ortaya konmadığı durumlarda, doğruyu bulmak, çözümler üretmek mümkün olmaz. Bu nedenle, mevcut ortam ve atmosferde maçlarımızdan mutlu edici neticeler beklemek hayalciliktir. Ben söylediğim bu…. Kabul edelim ki, artık dünyada ekip çalışması olgusu hakimdir, tek başına hareket etmek, yani her şeyi  “Ben bilirim, ben yaparım. Hesabını da ben veririm” mantığı iflas etmiştir. Şu an aklıma geldi; Fransa’daki Avrupa Şampiyonası’nda alınan kötü sonucun hesabını veren oldu mu? Hayır… Unuttuk, gittik… Milli takımın artık, acilen sağlıklı bir ortama ve huzura ihtiyacı var! Bu kadar sıkça yaşanan kargaşa, sahada mücadele edenlerin gerçek gücünü göstermelerini engelliyor.

 

-Arda Turan’ın çağrılmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Bakın ben ortamdan, söz ediyorum; kişilerden değil! Duygularla değil, mantıkla davranılması gerektiğinden dem vuruyorum. Elbette benim de Milli takıma oyuncu çağrılması konusunda yıllardır savunduğum bir görüşüm var. Milli takıma en formda isimler çağrılır. En verimli dönemini yaşayan isimler davet edilir. Kendi takımında bile yedek kalan kişilerin Milli takımda ne işi var? Bunun lamı cimi, falanı filanı olmaz…Yaşa, başa, şuna, buna bakılmaz. Formdaysan, çağrılmalısın. Gerisi lafı güzaf!

 

-Milli takım nasıl oynuyor?

-Milliler, takım oyunu oynamıyor; oynayamıyor! Tümüyle bazı futbolcularımızın şahsi becerilerine bağımlı hale geldik. Rakip ceza alanında frikik kazanalım da Hakan Çalhanoğlu “bizi kurtarsın” istiyoruz. Emre Mor çalımlarıyla 2- 3 kişiyi sıraya dizsin de “penaltı bulalım” diyoruz. Aynı şeyleri Volkan Şen’den bekliyoruz! Volkan Babacan “her topu kurtarsın, penaltıları çıkarsın” diye düş kuruyoruz... Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Oysa bir ekibin gücünü gösteren kişisel hareketler değil, takım futboludur. Oyunu ta kalecisinden, savunmasından başlatması, kademe anlayışının mükemmelliği, orta alanda yeterli presi yapması, top çevirmesi, hücuma çıkması, zamanında toplar atması, pas trafiğindeki isabetliliği, kanatlarını iyi kullanması, verimli ortalar yapması, sıkça pozisyon üretmesidir takımı takım yapan şeyler! Var mı bizde bunlar? Yok… Kolektif anlayışımız, yardımlaşmamız neredeyse tükenmiş… Sonucu tamamen kişisel oyuna bağlamışsız!


-Uğurlu stat işine ne diyorsunuz?


-
Sadece belli statların ‘Uğurlu geliyor’ denilerek, Milli maçlar için tekelleştirilmesine karşıyım. Tutturmuşuz Konya diye... Ne demek uğurlu stat! Futbolu stat oynamaz, siz oynarsınız; yani insanlar oynar! Futbolcular sahada mücadele eder… Bu tür şeylerin arkasına sığınmak doğrusu bana çok tuhaf ve anlamsız geliyor. İyi mücadele ettiğiniz de, adam gibi futbol oynadığınız da, her stat size uğurlu gelecektir!..

İlk Yorumu Sen Yaz
code