YUSUF YALKIN
Dünya kararlı…
Doping illetinden sporu temizlemek için, “Kimsenin gözünün yaşına bakılmayacağı” artık iyice belli oldu.
Tüm önlemler alınıyor…
Cezalar artırılıyor!
Çünkü, eğer insanlardaki sporculara “Güven duygusu” doping yüzünden kaybolursa, ne Dünya ve Avrupa şampiyonalarının, ne Olimpiyat Oyunları’nın anlamı, heyecanı, çekiciliği, yani açıkçası tadı tuzu kalmayacak.
Kim bilir, belki de spora olan milyarlarca dolarlık “Sponsor destekleri” azalacak, hatta yok olacak!
Bu, başta IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) olmak üzere FİFA ve UEFA’yı da ürkütüyor…
* * *
Sporda Doping Konferansı geçenlerde G. Afrika’da Johannesburg'da yapıldı.
En önemli yenilik, ilk doping kuralı ihlali cezasının 2’den 4 yıla çıkarılıyor olması. Bu, dopingden yakalanan sporcunun belki de kariyerinin doruk noktası olacak bir sonraki olimpiyat oyunlarını kaçırması demektir!
2013’te Atletizm federasyonumuz 40'ın üzerinde sporcuya doping nedeniyle 2 yıl ceza verdi. Yeni talimat yürürlükte olsa, bu sporcuların hiçbiri Rio 2016’da yarışamayacak!
Ceza kapsamı sporcunun aktif spor hayatının ötesine de taşınmış. Ceza alan sporcunun cezalı olduğu sürede herhangi bir spor kurumunda çalışması da yasaklanıyor!
Numunelerin zamanaşımı süresinin 8’den 10 yıla çıkarılması da önemli bir yenilik.
Doping kontrollerinin "Her zaman ve her yerde" yapılabileceği, numune vermemenin de doping sayıldığı daha belirgin vurgulanırken, sporcunun dopinge bulaşmış antrenörlerle hiçbir şekilde çalışmaması gerektiğine değiniliyor.
Talimatta, "Sporcunun suçu olup olmadığına bakılmaksızın" pozitif numunenin doping sayılacağı hatırlatılıyor.
Sadece sporcular değil, antrenör, masör de dopingden sorumlu tutuluyor.
Dopinge müdahil olan ya da gizleyenlerin, “Sporculardan daha ağır şekilde cezalandırılması” da kararlaştırılmış Johannesburg’daki toplantıda…
Bilhassa, “Reşit olmayan sporculara” doping yaptırırken yakalanan antrenörlerin, doğrudan ömür boyu spordan men cezası alıyor olması önemli. Bunun, Ekim ayında Gençlik Spor Bakanlığı'nın Antrenör Eğitim Yönetmeliği'ne eklediği madde ile örtüşmesi de dikkate değer bir husus…
Yeni WADA talimatında belirtildiği üzere, ulusal dopingle mücadele kurumlarının karar ve uygulamalarında “Bağımsızlıklarının korunması” önemli.
WADA (Dünya Dopingle Mücadele Ajansı) ülkelere inanıyor.
İnanmak zorunda zaten.
Başka da “Şansı” yok!
Geçtiğimiz haftalarda ülkemizde “Doping hakkında” bir meclis araştırma komisyonu kurulması ayrıca çok sevindirici.. .
Bu yılın ilk on ayında toplanan numune sayısının 1077 gibi yüksek bir rakam olması da çok güzel…
Ancak, bu durum dileriz sadece, “Siyasi irade”nin İstanbul'un 2020 olimpiyat adaylığı sürecinde kazanılan ivmeyi devam ettirmek istemesinin sonucu değildir!
Arkası da gelir!
Ciddiyetten, “Hiçbir koşulda” uzaklaşılmaz!..