21 Mart 2026 Cumartesi

SABAHATTİN TOPALOĞLU

SABAHATTİN TOPALOĞLU

SÜPER LİG KARNESİ!..

Yayınlama: 31 Aralık 2013 Salı 15:41 Okunma: 448

Süper Lig  yarışının birinci etabı bitti. Bence yazılı ve görsel medyadaki bütün konuşmalar, tartışmalar, sataşmalar, suçlamalar  ve zaman zaman dozu kaçırılan dedikodular bir yana, elimizde somut bir belge, LİG KARNESİ var. İpi en önde göğüsleyen Fenerbahçe… Hem de ikinci durumdaki Galatasaray’ın sekiz puan ilerisinde. Dört büyük takımdan Beşiktaş 29 puanla 4. ve Trabzonspor 27 puanla 7. sırada. Fener ayrıca ligin en çok gol atan takımı: 43 gol… Gol ortalaması 2.5. Galatasaray kalesinde en az gol gören takım; 17 gol… Her maça bir gol düşüyor. Alt sıralarda Kayseri’nin 12 puanlık iki takımı var. Bu karneye bakarak çeşitli kanılar, görüşler söylenebilir, tahminler yapılabilir...

Süper Ligin seyre değer bir çok maçını izledik doğrusu. Hele bu mevsim alt sıradaki takımlar bile seyri güzel, birinci sınıf goller, alkışlanacak goller attılar... Dört Büyüklerin  kalecileri olağan üstü performans sergilediler. Bu güzellikler için o sporcularımızı kutlarım. Bu arada seyretme zevkimizi bozan, yavanlaştıran, meslektaşlarını sakatlayacak, ekmeğinden edecek gaddarca hareketlerde bulunan futbolcuları da ayıplamadan geçemeyiz.

Hakemlerimiz Avrupa maçlarında görev almaya başladılar. Dışarda başarılı olan aynı hakemler, nedense ligimizde bir çok maçı çorbaya çevirdiler. Bunda basit bir taç atışında bile hakemlere karşı gelen, el kol hareketleri ile sözlerle onları zor durumda bırakan futbolcuların da kabahatleri var. İstediğimiz kadar konuşmayalım, söylemeyelim ama, büyük takımlara karşı kuralları uygulamada, çekingen davranan hakemlerimizi gözardı edemeyiz! Tüm bunlara değin, gene de hakemlerimize sahip çıkmak zorundayız. Yoksa bu futbol gemisini kurtaramayız.

Teknik kadroların bitmek tükenmez transfer istekleri pek hoşuma gitmiyor açıkçası. Takımların kadrolarında halen hiç oynatmadığı futbolcular var. Milyonluk oyuncuların yarısı bizim gibi maç seyrediyor. Yazık değil mi bu paralara? Takımdaki boşluklara neden eldeki elemanlardan oyuncu yetiştirilmiyor. Oyuncuların alnında bu savunmacıdır, bu golcüdür, bu stoperdir diye yazı mı var? Eski yıllardan bir örnek: Galatasaray Lisesi’nde Turgay adlı başarılı bir santrafor var... Ne oldu sonra? Galatasaray'ın Ulusal takımımızın uzun yıllar kaleciliğini ve kaptanlığını yapan Turgay Şeren yaratıldı.
Transfer kolayına geliyor herkesin. Üç ünlü futbol takımından, üç ünlü futbolcu hatırlatacağım size.  İspanyol Fernando Hierro… Real Madridli. Takım sahaya çıktığında bilsin bilmesin herkes bu takımın beyni, bu takımın kaptanı olsa olsa Hierro’dur derdi. Ve de öyleydi. İtalyan Franko Baresi… Milan’ın tek başına takım olan futbolcusu. Oyun başlar başlamaz Baresi’nin nasıl bir maestro olduğunu hemen anlardınız. Geride bütün topları kesen, bütün topları oyuna sokan adam… Adaların İngiliz oyuncusu, Manchester United’lı Rio Ferdinand… Ünlü Ferguson’un vazgeçilmez oyuncusu. 
Takımın gerisi onundur; dümen ondadır. Bütün takımın güvendiği tek adam odur ve de Ferguson’un… Bunların hangi biri tranferlerden çıktı? Hiç biri. Bu arada yukarda sıraladığım adların benzerleri, Galatasaraylı Bülent Eken’i, Beşiktaşlı Ali İhsan’ı, Beykozlu Ekerbiçer Mehmet’İ, Fenerbahçeli Naci’yi rahmetle anarım.
Bunları niye yazdım?
Dört Büyüklerin ihtiyaçları bu tip orta saha oyuncularıdır ilkin.
Ve Kulüp başkanlarımız için bir iki söz:
"Lütfen daha yumuşak, daha insancıl, daha sportmence demeçler verelim. Bu hem seyircileri, hem hakemleri, hem de spor medyasını emin olun çok rahatlatacaktır!.."